Muğla´ya Suriye´den gelen teröristlerin yargılanmasına başlandı

Muğla´nın Seydikemer ve Köyceğiz ilçesine Suriye´den gemiyle geldikten sonra yakalanan PKK/KCK silahlı terör örgütü üyesi 15 sanığın yargılanmasına başlandı - Sanıklar hakkında 15 yıla kadar hapis isteniyor

- Suriye´nin Lazkiye Limanı´ndan gemiyle geldikleri Muğla´nın Seydikemer ve Köyceğiz ilçelerinde Jandarma ve Polis Özel Harekat ekiplerince düzenlenen operasyonlarda yakalanan 15 sanığın yargılanmasına başlandı. PKK/KCK silahlı terör örgütüne silah sağlama, göçmen kaçakçılığı, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma gibi suçlardan yargılanan sanıkların 15 yıla kadar hapsi isteniyor.
2017 yılı Ekim ayında Muğla´nın Seydikemer ve Köyceğiz ilçelerinde Jandarma ve Polis Özel Harekat ekiplerince düzenlenen operasyonlarda 6 terör örgütü mensubu etkisiz hale getirilmiş, 15 kişi de gözaltına alınmıştı. Suriye´nin Lazkiye Limanı´ndan Muğla kıyı şeridine teknelerle gelen sanıklar arasında tekne kaptanı ve mürettebatının da yer aldığı 15 kişi hakkında Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesinde kabul edilmiş ve sanıklar hakkında 15 yıla kadar hapis istemi ile dava açılmıştı. İlk duruşma bugün Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesinde başladı.
Duruşmaya tutuklu sanıklar ile avukatları ve tercümanlar katıldı. Duruşmada ilk olarak sanıkların tercümanlar eşliğinde kimlik tespiti yapılarak haklarındaki suçlamalar aktarıldı.
Silahlı terör örgütlerine silah sağlama, göçmen kaçakçılığı yapma, örgüte bilerek, isteyerek yardım etme suçlarından yargılanan gemi kaptanı Ossama Jouni, kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etmediğini söyledi. Suriye vatandaşı olduğunu ve Lazkiye´de balıkçılık yaptığını belirten Jouni, "Teröristlere yardım ettiğimizi Türkiye´de polisten öğrendim. Tekneye aldığımız kişilerin PKK´lı olduğunu bilmiyordum. Suriye´de hükümet kalmadı. Her şey mafyanın elinde. Bunlar da silahla tehdit ederek tekneye bindi. Bizi zorla getirdiler" dedi.
Suriye´nin Lazkiye Limanı´nda teknelerin acenteliğini yapan Cafer Zırva´nın mafya lideri olduğunu iddia eden Jouni, "Cafer Zırva, bu kişileri Türkiye´ye götürmek için bizi silahla tehdit etti. Götürmediğimiz takdirde ailemize zarar vereceğini, çocuklarımızı öldüreceğini belirterek tehdit etti. Ben Türkiye´ye 5 defa geldim. 4 defasında gemiden kıyaya insan getirdim. Bir kere ise indiremeden geri döndüm" dedi.

Salon boşaltıldı
Tekne kaptanı Ossama Jouni´nin, mahkeme başkanına rahat konuşamadığını, salonda bulunan bazı sanıkların anlatacaklarını terör örgütüne bildirebileceklerini ve bu nedenle ailelerinin tehdit edileceğini söylemesi üzerine Mahkeme Başkanı Emirşah Baştoğ, diğer sanıkları dışarı çıkararak salonu boşalttı.
İfadesine devam eden Jouni, Cafer Zırva ve bölgedeki mafya liderlerinin daha önce de çocuğunu kaçırdıklarını anlatarak, oğlunu kurtarmak için yüklü miktarda fidye verdiğini, ailesinin tehdit altında olduğunu ileri sürdü. Jouni, poliste verdiği detaylı ifadesinin hepsinin doğru olduğunu kaydetti. Etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini belirten Jouni, örgüt üyelerini Türkiye´ye silah zoruyla ve ailesinin tehdit edilmesi nedeniyle getirdiklerini kaydetti.
Gemi mürettebatından Monır Dıb ise Türkiye´ye geldikleri teknede 15 gün önce çalışmaya başladığını bu süre içerisinde 2 defa gemiyle Türkiye´ye insan taşıdıklarını söyledi. Türkiye´ye ilk gelişlerinde gemide 8 kişi olduğunu, bunları indiremeden geri döndüklerini anlattı. Dıb, ikinci gelişlerinde ise 5 kişi getirdiklerini, 4´ünü kıyıya indirdiklerini, dönerken Sahil Güvenlik ekipleri tarafından yakalandıklarını belirtti.
İkinci defa tekne ile gitmek istemediğini, ancak Cafer Zırva isimli kişi tarafından hamile olan eşinin öldürülme tehdidi aldığını ileri süren Dıb, "Gemiyle iki defa insan taşıdık. Cafer Zırva bana ´gemiyle gidenlerin başına bir şey gelirse seni de öldürürüm´ dedi. Gemi ile gelenlerle konuşmamız yasaktı. Gemideki şahıslardan Muhammad Raşo, arada yanımıza gelip gidiyordu. Bir tehlike sezdiğinde dönün diyordu. İlk geldiğimizde tehlike fark etti ve döndük. Bir hafta sonra 5 kişiyle tekrar geri geldik. Gemi yanaştığında bir filika indirerek 5 kişi bindi ve bunları kıyıya bıraktı. Filikaya kullanan gemi personeli ve Raşo geri döndü. Bu sırada Sahil Güvenlik ekipleri bizi yakaladı" ifadelerini kullandı.

"Bana göre PKK ile İŞİD arasında hiçbir fark yok"
Gemideki kişilerin terör örgütü üyesi olduklarını bilmediğini iddia eden Dıb, "Eğer bilseydim yardım etmezdim. Bana göre PKK ile İŞİD arasında hiçbir fark yok. Suriye´de sıkıntılar başladıktan sonra ben de Türkiye´ye gelmek istedim. Ama kaçamadım. Türkiye´yi çok seviyorum. Hiçbir zaman zarar vermek istemedim" dedi.
Yakalanmadan önce Sahil Güvenliğin kendilerini fark etmesi için geminin tüm ışıklarını açtıklarını anlatan Dıb, bunu da teknedeki terör örgütü üyelerinin yakalanması için yaptıklarını savundu.
Gemide balık temizleyicisi olarak çalışan Ahmad Abu Dast da etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini, emniyette verdiği ifadelerin tamamının doğru olduğunu, gemide yakalanmadan iki ay önce işe başladığını söyledi. Dast, Türk karasularına getirdikleri kişileri ilk kez gördüğünü, kim olduklarını bilmediğini savundu. Dast, "Santo isimli gemiyle 3 defa Türkiye´ye insan getirdik. Ancak 2´sinde indiremeden geri döndük. Sadece son geldiğimizde gemideki 4 kişiyi filika ile kıyaya götürdüm. Tekrar gemiye dönerken Raşo ile Sahil Güvenlik ekiplerine yakalandım. Bu sırada Muhammad Raşo, Sahil Güvenlik ekiplerini görünce cep telefonunu ve büyük bir cihazı denize attı. Yakalandıktan sonra güvenlik güçlerinden hiçbir şekilde kötü muamele görmedik, biz de onlara kaçan şahısların yerini gösterdik. Cafer Zırva tarafından ölümle tehdit edildiğimiz için mecburen bu işi yaptık" diye konuştu.
Munır Dıb´ın ardından duruşmaya ara verilirken, diğer sanıklar hakim karşısına çıkacak.

Sanıklar hakkındaki suçlamalar
Sanıklar Adan Yigirer, Mustafa Yigirer, Senar Şenlik, Serbest Şenlik, Tahir Şenlik, Velat Aşan, Veysi Şengil, Bahtiyar Şenlik, Ekrem Altay, İsmail Bozdağ, Mehmet Can Yigirer Suriye uyruklu Ahmat Abu Dast, Monır Dıb, Muhammed Reşşo ve Ossama Jouni hakkında PKK/KCK silahlı terör örgütüne silah sağlama, göçmen kaçakçılığı, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma gibi suçlardan iddianame hazırlandı.
Köyceğiz ilçesinde Jandarma Özel Harekat ve Polis Özel Harekat ekipleri tarafından düzenlenen operasyonda Alişar kod adlı Rojhat Seçkin, Warger kod adlı İlyas Demir, Fırat kod adlı Musa Arslan, Xalit kod adlı Salih Sanrı ve Adıl kod adlı Muhammed Nuri Sıdo etkisiz hale getirilmişti..

Öğleden sonra gerçekleştirilen celsede terör örgütünün sözde Muğla yapılanmasının başındaki isim olarak gösterilen ?Fuat´ kod adlı Suriye uyruklu Muhammed Reşşo, Afrin´de yaşadığını ve zeytinyağı ticareti yaptığını belirterek kardeşlerinin duygusal etkisiyle örgüte katıldığını anlattı. Suriye´deki zorunlu askerlik görevini yaparken firar edip PKK´ya katılıp siyasi eğitim aldığını belirten Reşşo, sahte pasaport ve kimlik kullandığını, terör örgütü üyelerinin Türkiye´ye aktarımını yapmak için deniz yoluyla 5 kez geldiğini söyledi.
?Beş girişimden ikisinde başarılı olduk?
2017 yılının Haziran ayında gerçek ismini hatırlamadığı Suvar kod adlı kişiyle Lazkiye´de görüştükten sonra gemiyle Türkiye´ye insan getirmeye başladığını anlatan Suriyeli Reşşo, ?Bir defa ?Şam´ 4 defa da ?Santo´ isimli gemiyle Muğla kıyılarına insan getirdik. Bu 5 seferin 3´ünde getirdiğimiz kişileri sahil güvenliği gördüğümüz için kıyıya indiremeden geri götürdük. 2´sinde ise kıyıya bıraktık. Örgüt mensuplarını bıraktıktan sonra Ahmet ile birlikte kayığa binerek tekneye geri döndük. Yaklaşık 5 dakika sonra da devriye gemisi yanımıza geldi ve yakalandık? dedi.
Reşşo, etkin pişmanlıktan yararlanmak istedi
Birçok sanık polisteki ifadelerini özgür iradesi ile verdiğini ve ifadelerinin geçerli olduğunu söylerken iddianamede kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etmeyen Reşşo, El Muheberat, ABD ve Rus istihbaratlarına çalışmadığını, onlardan kaçmak için sahte pasaport ve kimlik kullandığını ileri sürdü. Muhammed Reşşo, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini belirterek tahliyesini talep etti.
?Bindiğimiz kayık battı?
Savunmasını yapmak için söz verilen Serbest Şenlik ise terör örgütüne 2013 yılında katıldığını, Lazkiye´den gemi ile Türkiye´ye geldiğini, sahile çıkmak için bindikleri kayığın batması üzerine yanındakilerin de dağıldığını belirterek, ?Yanımızdaki çantalarda tabanca, kısa namlulu otomatik silahlar, el bombaları vardı. Ancak hepsi kayıkla birlikte battı. Benimle birlikte 4 kişi sahile çıktı. Bir süre saklandık. Sonra çatışma çıktı. Ben çatışmadan önce kaçtım? dedi.
Kaçtıktan sonra babası ile iletişime geçtiğini anlatan Şenlik, ?Amacım memleketimde teslim olmaktı. Çatışmada diğer arkadaşlarımın öldüğünü tahmin ediyordum. Korktuğum için ailemin yanına gidip onlarla görüştükten sonra teslim olmak istedim. Çok pişman oldum. Etkin pişmanlık yasasından haberim yoktu. Hata yapmıştım, hatanın neresinden dönersem kardır dendiği için bildiğim her şeyi polise anlattım? dedi.
İlk duruşması örülen davada diğer sanıklar da savunmalarını yaparken, savunmaların ardından tutuklu sanıklardan Adem ve Mustafa Yiğirer ile Bahtiyar Şenlik ve İsmail Bozdağ´ın tahliyesine karar verildi. Duruşma 3 Ağustos´a erteledi.