Çiler Çelikler Bodrum da...

Yazar Çiler Çelikler ile Bodrum semalarında sıcak bir söyleşi gerçekleştik.

Yazar Çiler Çelikler ile Bodrum semalarında sıcak bir söyleşi gerçekleştik.

-Merhabalar Çiler Hanım, öncelikle biraz kendinizden bahseder misiniz?

-Tabiki. Çocuk Gelişimi ve Eğitimi uzmanıyım. Uzun yıllar özel anaokullarında sorumlu müdürlük görevlerinde bulundum. Hatta  2007-2009 yıllarında, Bodrum Gündoğan'da da 2 sene süre ile bir anaokulunun sorumlu müdürlüğünü yaptım. Daha sonra devlete okulöncesi öğretmeni olarak atamam çıktı ve halen Bursa da Dörtçelik ilkokulunda okulunda görevimi sürdürüyorum.

  Aynı zamanda çocuk kitapları yazarıyım. Çocuklara, doğaya ve hayvanlara olan ilgimi yazarlık alanında da sürdürmekteyim. Çocuklar için 10 kitap yazdım. Hala yazma ile ilgili uğraşımı sürdürmekteyim. En sevdiğim iki kitabım Hayvanlardan Çocuklara Mektuplar 1 ve 2, bir yıl önce ALTIN KİTAPLAR logosu ile çocuk okurlarımla tekrar buluştu. Diğerleri de sırasını bekliyor.

  Bu iki kitabın temellerini köpeklerim Buflea ve Snowy ile beraber Bodrumda atmıştım. Bodrumun çok farklı huzurlu ve doğal saf bir enerjisi var. Bu pozitif enerjiyi çok net hissedebiliyorum. Bir sanatçı için mükemmel bir ortam var.

-Bir eğitimci olarak çocukların yeterince kitap okuduğunu düşünüyor musunuz?

-Evet. Son yıllarda çocuk edebiyatı çok gelişti. Adeta bir devrim yaratıldı bu alanda diye düşünüyorum. Özellikle son 10 yılda yayınevlerinin de desteği ile çok olumlu değişimler yaşandı. Çocuklar okumayı bence çok seviyor hatta büyüklere nazaran dahada ilgililer. Katıldığım imza günlerinde ve etkinliklerde bizzat o heyecanı ve ilgiyi yaşıyorum.

-Bu konuda ailelere ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

-Bence çocuklar için daha fazla yazarla buluşma ve kitap etkinlikleri planlanmalı ve düzenlenmeli. Çocuk kitapçıları daha fazla olmalı. Ayrıca her çocuğun kendi evinde kendi oluşturduğu bir kütüphanesi olmalı. Aileler de çocuklara her konuda rehber oldukları gibi bu konuda rehber olmalı... Çocuklar inanın doğruyu ve iyiyi artık çok rahat ayırt edebiliyor. Teknoloji biraz kitap okumayı ve zamanı çocuklardan almaya çalışsada başarılı olamayacak, kitap okumanın yerini alabilecek eşdeğer bir etkinlik yoktur. Kitap çocukla bütün olur çünkü... Kitap okumanın tadını alan ve kitap dünyasına adım atan her çocuk mutlaka bunu alışkanlık haline getirir. Önce ince ve çocuğun gelişimine ilgi alanına uygun kitaplarla başlanmalı diye düşünüyorum. Örneğin çocuk şiirleri, tekerlemeler vb bol resimli kısa masallar. Bence kalın kitap mutlaka iyi kitap değildir. Özellikle çocuk kitapları az sözle çok şey anlatan kitaplar olmalıdır. Çocukların anlama kapasitesi çok fazladır. Dikkat süreleri kısadır. Neşeli ve komik maceralı kitaplardanda başlanabilir. Ama en önemlisi çocuğun okuduğu kitaptan gerçek duyguyu ve anafikri alması ve kendisi ile bunu özdeşleştirmesidir. Çocukları kitap okumak için zorlamak yerine örnek olunarak günün hep aynı saatinde en az 30 dk düzenlenen bir kitap okuma köşesinde kitap okunabilir. Emin olun bu alışkanlığı kazanan çocuk daha sonraları kitabını kapıp odasına girerek kitap okuma alışkanlığı kazanacaktır. İlk başlarda çok küçük yaşlarda ebeveyn çocuk için kitap seçebilir. Çocuğun kitaplara dokunması sayfalarını kendisinin açması gereklidir. Ailelerin kendi çocuklarını doğru tanıyarak çocuklarını yönlendirmesi bu alışkanlığı kazanması açısından çok önemlidir. Bence çocuklar çok kitap okumak yerine istedikleri kitapları okurlarsa bu alışkanlıkları giderek büyür... Söylediğim gibi çok kalın kitap okumak marifet değildir. Önemli olan kendisi için doğru kitapları okumasıdır. Çocuklar için çok iyi kitaplar mevcuttur.

-Aynı zamanda yazar kimliğinizde var. Hayvanlardan çocuklara Mektuplar 1-2 kitaplarında çocukları neler bekliyor?

-Hayvanlardan çocuklara mektuplar 1 ve 2 kitaplarım da çocukları bol bol gülümseme ve şaşkınlık bekliyor. Çok aktif ve canlı öyküler. Çünkü hayvanlar sadece çocuklara yazdı bu mektupları... Çocukların hayvanları çok sevdiğini biliyorum. Hayvanlar da daha güzel ve huzurlu bir dünya için çocuklardan bir nevi yardım istiyor ve çocuklara kendi duygularını ve düşüncelerini anlatıyor... Tabi ki bu mektupları hayvanlar değil ben yazdım... Fakat gerçekten hayvan gibi yazmışım sanırım çünkü çocuklardan bazıları bunları benim yazdığıma dahi inanmıyor. Sürekli siz mi yazdınız diye soruyorlar. Hayvanlar duygu ve isteklerini belli edebilir fakat mektup yazamazlar. Kitapta yüksek derecede bir empatinin sonucudur... Çocukları ve hayvanları çok iyi tanıdığım için başarılı oldu. Tabi ki çok sevdiğim içinde... Bir karıncayı arkadaşlarıyla konuşturdum, bir kedi 'ne haber çocuk nasılsın' dedi. Bir kartal gökyüzünden süzüldü...yunuslar sürekli gülümsedi... Eşekler çöp toplamaktan bıkmış yardım istiyor... Keçi doğaya daha saygılı olmalıyız diyor. Hepsi çok komik söylediğim gibi ben bile okurken hala gülerim...

-Ufukta yeni proje varmı?

-projeler bitmez tabiki var... Yarasadan, filden ve koaladan mektuplar yazdım yine... Ayrıca Düş Zamanı adında yeni bir uzun öykü yazıyorum çocuklar için...

-Yazdığınız bu hikayelerde sizi en çok ne etkiledi?

-Yazdığım öykülerin hepsinde mutlaka çok etkilendiğim olaylar ve duygular olur. Fakat ben olayları olduğu gibi aktarma taraftarı değilim. Kendi anladığım ve toparladığım bilgilerin doğru analizi ile yazarım öykülerimi... En son yazdığım öykülerden biri yarasa-yaramasa pandemi sürecinde yazdığım bir öykü... Yarasadan çocuklara gönderilen bir mektup... Yarasa adının covid 19 virüsü ile birlikte anılmasından memnun değil... Şöyle kısa bir bölüm aktarayım size yarasa-yaramasa ne diyor bakın... Bizim suçumuz yok bu virüs insanların bizi yemesinden kaynaklı oldu... Ve mektubunu şu şekilde sonlandırıyor...

İnsanlar kendisi ve doğa ile barışmalı bence… Ben bile her gece arkadaşlarımla barışırım. Gece kavga etsek bile sabah barışırız… Biz yarasalar genelde gece uyanığız bilirsin… Bu mektubum umarım işe yarar yarasada yaramasa da seni çok sevdiğimi unutma.

Mektubu okuduktan sonra sen yinede ellerini yıka sonuçta bir yarasadan geliyor mektup. Çok komiğim değil mi? Yani lütfen takdir et, iyi espri yapıyorum… Sen de hep pozitif ol ve yaşadığın dünyadaki sorunlara hiç üzülme ve doğru çözümler bul… Sana tüm kötülüklerden uzak bir hayat diliyorum…

Düş zamanı uzun öykümde ise Avustralya kıtasındaki yangından kurtulmayı  başaran Aborjin bir arıcık Türkiye’de doğayı ve hayvanları çok seven bir çocuk olan Çağan ile buluşarak tüm dünyaya barışı ve mutluluğu yaymak için zeplinle 7 günde bir seyahate çıkıyor... İnka tapınaklarında Peru'da köpek ve kurt karışımı olan Dingo da onlara katılıyor...7 ülkede yaşadıkları ise düş zamanında buluşarak çocuklara kitap olarak ulaşacak...son iki ülke kaldı ...sanırım bir yıl içinde kitap çıkmış olur.

-Son olarak okurlarınıza bir film yada kitap önerisinde bulunmak ister misiniz?

-Tabi ki...

KİTAP-KUĞULARIN TÜRKÜSÜ-MARCEL AYME-9-10 yaş çocukları için...

FİLM-MOANNA-YAPIM YILI 2016-AUL'İ CRAVALHO -DWAYNE JOHNSON

Çocuk kitabı ve çocuk filmi seven büyüklere de tavsiye ediyorum aynı zamanda...